İlkses – 04.10.2018

Kendi markasını yarattı

28 yaşındaki Merve Özmelek, ekibiyle birlikte 3 ay önce yaratmış olduğu ancak proje aşaması bir buçuk yıl öncesini kapsayan markasını bizlere tanıttı. Elde edilen çanta ve şapka gibi daha birçok ürün doğaseverlere özellikle de veganlara hitap ediyor

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL RÖPORTAJ
‘Monarch Cork’ isimli markayı 3 ay önce oluşturan 28 yaşındaki girişimci Merve Özmelek, mantar meşesi ağaç kabuklarından oluşan ürünleri yurt dışında olduğu kadar Türkiye’de de yaygınlaştırmak istiyor. 6 kişilik bir ekiple çanta, şapka, takı, kemer gibi ürünleri üreten Özmelek, zaman içerisinde ayakkabı sektörüne girmeyi hedeflediklerini de vurguladı. Ağaç kabuklarını kullanırken doğaya hiçbir zarar vermediklerini aktaran Özmelek, yaptıkları ürünlerin özellikle veganlar tarafından sıklıkla kullanıldığının altını çizdi. ‘İlla ki kendi mesleğimi yapmalıyım’ diyenlerin bu basmakalıplardan kurtulmaları gerektiğini ve yeni şeyler üretmek isteyen kişilerin girişimcilikten korkmaması gerektiğini kaydeden Özmelek, “İnsanlar eğer başarılı ve çalışkansa sunulan her pozisyonda yer alabilir” dedi. Türkiye’de yeni bir sanayi üretiminin oluşmasına katkı sunacaklarını belirten Özmelek ile yaratmış oldukları markadan, gençlerin ‘girişimcilik korkusuna’ değin birçok konuyu ele aldık. İşte o keyifli röportajımız…
Kendinizi ve yapmış olduğunuz işi okurlarımıza tanıtır mısınız?
Üniversite eğitimimi Uluslararası Ticaret ve Finansman alanında tamamladım. Daha sonra kurumsal hayata geçtim ve birkaç firmada iş deneyimlerim oldu. Bir gün bir arkadaşımla yolumuz kesişti. Kendisinde bu kumaştan yapılma bir çanta gördüm. Ve kendim de hem öğrencilik hayatımda hem kişisel yaşamımda çevre gönüllüsü bir insan olduğum için çantanın kumaşıyla ilgilenme dürtüsü geldi. Doğa ve hayvanları çok sevdiğim için onlara iyi anlamda yapılan çoğu şeyi de desteklerim. Kendi evimde de zaten birçok hayvanı besliyorum. Deri sektöründe hayvanların kesilmesine ve doğaya zarar verilmesine tamamen karşı biri olarak bu gördüğüm ürün beni çok heyecanlandırdı. Daha sonra bu ürün işine girme ve ürünü Türkiye’de bir sektör haline getirme kararı aldım. Arkadaşımdan da aldığım destek ile birlikte bir süre yurt dışında eğitim ve çalışmalarda bulunduk. Bununla ilgili bağlantılar kurduk. Bu çalışmalar bir yılımızı aldı. Ardından bir marka yaratmak istedik. Bununla ilgili tescil çalışmalarına başladık. Ürün kategorilerini inceledik. Şu an profesyonel bir tasarımcı ile çalışıyoruz. Ürünlerimizin hem çevreci, hem de kullanımının kolay, hem de şık görünmesini amaçladık.VEGANLARIN TERCİHİ
Mantar meşesi ağaç kabuklarından elde edilen ürünler meydana getiriyorsunuz. Peki, Türkiye’de neredeyse ilk olan bu üretime geri dönüşler nasıl ve deri ürünler ile kıyaslarsak sizleri farklı kılan nedir?
Sürekli deri ürünlerini tercih eden müşteriler dahi bizim ürünlerimizi kullanmaya başladıklarında çok daha memnun kaldıklarını söylüyorlar. Hatta ürünlerle olan fotoğraflarını bizlerle paylaşıyorlar. Deri ürünler sudan zarar görürken bizim ürünlerimiz su geçirmez özelliğe sahip oluyor. Çevreci bir ürün olması sebebiyle beğeni topluyor. Aynı zamanda ağaç kabuklarından elde edildikleri için (mantar meşesi ağaç kabuklarından) ağaca da kesinlikle bir zarar verilmiyor. Çünkü ağaç kendisini 9 yılda bir yeniliyor ve tekrar hasat ediliyor. Yani bizim ürünlerimiz üretilirken hiçbir aşamasında doğadaki hiçbir canlıya zarar verilmiyor. Ayrıca ürünlerimizde kullandığımız kumaş ve diğer malzemeler de tamamen çevre dostu ürünler. İçerisinde ağır kimyasallar kullanmamaya özen gösteriyoruz. Özellikle alerjen bünyeye sahip kişiler ve vegan ürün tercih eden kişiler bizim ürünlerimizi gönül rahatlığıyla kullanabiliyorlar. Ürünlerimize iki yıl garanti veriyoruz. Herhangi bir şey olduğunda her türlü desteği müşterilerimize sunuyoruz. Ürünlerimizin eskilerini de tekrar geri dönüşüme uygun halde farklı sektörlerde kullanabilme imkanına sahibiz. Elde ettiğimiz ürünleri sanayi sektöründe olduğu kadar dekorasyon amaçlı da kullanabiliyoruz. Ürünlerimiz tamamen çevreci ve doğal ürünler olmakla birlikte hafif. Çünkü mantarın yüzde 75’i havadan oluşmaktadır. Hafif olması sebebi ile kullanırken insanlara rahatlık hissi verir. Sürdürülebilir bir malzemedir.

“TÜRKİYE’DE YAYGINLAŞACAK”
“Yurt dışında olduğu kadar Türkiye’de de bu işi yaymaya karar verdik. Özellikle İzmir’de bu ağaçlar yetiştirilmeye başlandı. Birkaç sene sonra hasatları almaya başlayacağız. Bu sefer Türkiye’de yeni bir sanayi üretiminin oluşmasına katkı sunacağız” ifadelerini kullandınız. Bu çok büyük bir atılım. Fakat soru işaretleri ile sizlere gelen müşterileriniz oluyor mu?
Dünyanın birçok yerine ürünlerimizi ulaştırdık, ulaştırmaya da devam ediyoruz. Ürünlerin kendine has bir görünümü ve dokusu var. Ellediğinizde de kadifemsi bir hissiyat veriyor. Müşteriler ürünü değişik buldukları için ilgi çekici olduklarını söylüyorlar. İlk satın alırken ‘mantar ürün yağmurda parçalanır mı, sudan zarar görür mü, leke tutar mı, temizliği nasıl olur?’ gibisinden sorular geliyordu bizlere. Fakat temizliği çok kolay. Gayet pratik yollarla temizlenebilir. Bir damla bulaşık deterjanı ile sildiğinizde çantanız eski haline dönüyor. Sudan etkilenmiyor. Kendi halinde bir yere bıraktığınız zaman hemen kuruyor ve hiçbir leke bırakmıyor. Deri ve diğer çanta türlerine göre çok daha kullanışlı. Su geçirmemesi de çok büyük bir avantaj. Zaten biz sırt çantaların içerisine tablet veya telefonlar için özel bölmeler de koyduk. Gündelik hayatlarında kolaylıkla kullanabilirler. Aynı zamanda seyahatte de kullanabilir.
Çanta, şapka, küçük el çantaları, bilek ve kemer yaptığınızı söylediniz. Ürün yelpazeniz bunlarla sınırlı mı kalacak yoksa farklı ürünler üzerine de çalışacak mısınız?
Ayakkabı alanında faaliyet göstermeyi planlıyoruz. Bunun yanında bazı ev ürünleri de üretiyoruz. Mantarı biz şarapla da özdeşleştiriyoruz. Bu sebeple şarabın yanına kullanılabilecek malzemeler gibi küçük aksesuarlarla da ürün çeşitliliğimizi geliştirmeyi düşünüyoruz. Ancak öncelikle müşterilerimizin memnun olması lazım. Bu yüzden birden açılmayı düşünmüyoruz. ‘Bu işimizi tam yapalım daha sonra diğerini geliştirelim’ düşüncesindeyiz. Hem şık hem kullanışlı hem de sağlam ürünler yaratmak istiyoruz. Ürün kategorimizi müşterilerin istekleri doğrultusunda günden güne geliştirmek adına sürekli çalışıyoruz.

“EŞ DEĞERİ YOK”
Ne zamandır varsınız ve kaç kişilik bir ekibe sahipsiniz?
3 aydır varız. Ancak bu işe girişim 1 buçuk sene öncesine dayanıyor. Araştırma ve geliştirme süreci, ürünün pazarlamasını yapmak, o ürünü millileştirmek-yerlileştirmek çalışma isteyen bir durum. Yani projenin ortaya çıkışı daha uzun bir zamanı kapsıyor. Kendi markamızı bu aşamaların ardından yarattık. Üçyol’da atölyemiz var. Ortak kullandığımız bir atölye. 6 kişilik bir ekibiz. Ancak asıl ekip müşteriler. Dönüşlere göre kendimizi yönlendiriyoruz.
“Mantar ürünler tamamen doğadan elde edilen, dayanıklı ürünler” dediniz. Biraz daha açar mısınız?
Mantar değince insanların aklına pek bir şey gelemiyor. Öyleyse şu şekilde açıklayalım; mantar ürünler tamamen doğadan elde edilen, dayanıklı ürünler. Bu mantar ürünleri keşfettiğinizde onları elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Zor elde edilen kaliteli ürünlerdir. Baya meşakkatli bir üretim sürecini kapsıyor. Çevresel anlamda özellik itibari ile hiçbir eş değeri yok. Hafif, yumuşak, çevreci, geri dönüşüme uygun ve kendini yenileyebilen ürünlerdir. Çevre dostu insanlar ve veganlar tarafından beğenilen ürünler. Kısmen ben de veganım. Yemek konusunda değil ancak giyim konusunda öyleyim. Zaten böyle bir işe girişmiş olmam da bundan kaynaklı.
Ürünün müşteriye pahalı geldiği durumlar oluyor mu? Ya da fiyat aralığınız nedir? Ürünün dezavantajını yaşıyor musunuz?
Elbette ki oluyor. Çünkü yeni bir ürünü piyasaya koymanın avantajı olduğu kadar dezavantajı da var. Bir rakibi olmadığı için insanlar fiyat aralığını bilmiyor. Piyasaya yeni, ucuz bir ürün soksanız belki ilgi çeker. Ancak kaliteli ve yeni bir ürün sokmak birçok dezavantajı da beraberinde getiriyor. Kendi ürünlerimizi sürekli deri ile mukayeseye ediyorum ama bizim deri ile bir alakamız yok. Sadece deri sektörde kaliteli bir ürün olarak görüldüğü için kalite anlamında deri ile kıyaslıyorum. Ve onlarla kıyaslayacak olursak fiyat anlamında aynı. Bizim fiyat aralığımızı sunacak olursam küçük el çantalarımız 100 TL civarı, sırt çantalarımız 350-400 TL arası. Ürün gruplarımıza göre fiyatlarımız değişiyor. Kaliteli ve dünyada fiyatları çok uçuk olmasına rağmen biz Türkiye’de daha uygun fiyatlara satıyoruz. İnsanlar bu ürünü yurt dışından alsalar en az iki katı fiyat vermek zorunda kalacaklar.

“GİRİŞİMCİLİK ZOR İŞ”
Yeni mezun olan arkadaşlarımız var. Aralarında ‘Kendi işimizi yapmalıyız’ deyip başka üretim alanlarını tercih etmemek de direnenler de var. Bir girişimci olarak neler söylemek istersiniz?
‘İlla ki kendi mesleğimizi yapmalıyız’ konusu bana çok saçma bir fikir gibi geliyor. Kaç kişi kendi istediği üniversite ve bölüme gidiyor? Aslında kendi mesleğimizi oluşturan şey bizlerin lise ve üniversite eğitimleridir. İnsanın kendi mesleği; yaptığı işin ona zevk vermesi ve sonuçlarında aldığı geri dönüşlerin onu mutlu etmesi ve onu bir yerlere götürmesi, hayatını huzurlu yaşamasıdır. Eğitimini görmememize rağmen yaptığımız iş bizi mutlu ediyorsa bu da kendi işimizdir. Türk toplumuna ve etrafımızdaki insanlara ne kadar çok iyiliğimiz dokunuyorsa, ne kadar yeni şeyler üretebiliyorsak, ne kadar farklılık koyabiliyorsak bizim duruşumuz bu olmalı. Bir şeylere saplanıp kalmak doğru değil. Firmalar içerisinde dahi bazen geçişler oluyor. Kişi aynı çizgide yıllarca kalamayabiliyor. Grafikçi olarak girdiği kurumda bir süre sonra muhabir olarak devam edebiliyor. Farklı bir konuma getirildiği zaman öyleyse ‘benim mesleğim değil’ deyip istifa mı edecek? İnsanlar eğer başarılı ve çalışkansa sunulan her pozisyonda yer alabilir.

“Girişimcilik zor iş” diyorsunuz. Girişimci olmak isteyen gençlerin bu konuda korkuları da yok değil. Teşvik amaçlı neler söylemek istersiniz?
Merve Özmelek: Girişimcilik hiç kolay değil açıkçası. Herkese diyemem ki ‘girişimci olun’. Tabiî ki girişimcilik çok değerli bir nokta. Ama çok meşakkatli bir yolculuk. Yani hırslı olmak gerekiyor. Normal çalışma hayatınızdan farklı olarak kendiniz bir iş kuruyorsunuz. Önceden belli bir ürünün belli bir noktasından sorumlu iken kendi işiniz olduğu an her alanından sorumlu olmaya başlıyorsunuz. İşletmenin kuruluşundan, finansmanından, satış pazarlamasından, üretiminden tamamen sizler sorumlusunuz. Ve bu büyük bir riskin altına girmek oluyor. Bunun için de normal koşturduğunuzun belki 10 katı çabalamanız lazım. Tabii ki devlet girişimcilere gerekli olan destekleri veriyor. Ama o destekleri de alabilmek için kendi sermayenizin de olması gerekiyor. Ne kadar düzenli bir gelirsizliğe dayanabileceksiniz, işinize ne kadar güveniyorsunuz, kendinize ne kadar güveniyorsunuz ve en önemlisi ne istiyorsunuz? Kısacası herkesin kaldırabileceği bir meslek değildir. Ancak, Türkiye’nin farklı ürünlere ve insanlara ihtiyacı var. Yapabileceğinize inanıyorsanız bir adım atmakta cesaretli olun!
“FIRSATA ÇEVİRMELİYİZ”
Satışlarınızı ne şekilde gerçekleştiriyorsunuz, müşteriye nasıl ulaşıyor?
İnternet üzerinden satışlarımızı gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda web sitemizden de satışlar sağlanıyor. Yurt dışında birkaç aracı firma ile çalışarak yabancı müşterilerimize bu şekilde ulaşımı sağlıyoruz. Yurt içinde de satış yaptığımız noktalarımız var. Bunların dışında da sürekli satış kanallarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Ama dediğim gibi 3 ay çok kısa bir süre bir firma için. Belki bir sene içerisinde bu firmanın adını daha çok duyabilirsiniz.
E-ticaret ve sosyal medya yönetimi de sizler için oldukça etkili görünüyor. Sosyal medyanın satışlar üzerindeki gücünden bahsedebilir misiniz?
Sosyal medya günden güne artan bir oranla insanların gününün çoğunu geçirdikleri bir platform. Sosyal medyanın bu kadar genişlemesi ve özellikle bayanların çalışma hayatının içine çok fazla dâhil olmasıyla birlikte tüketicilerin alışkanlıkları da değişti. Artık mağaza mağaza gezip alışveriş yapmak yerine tüm mağaza ve ürünleri tek bir internet sitesinde bulabilmek mümkün hale geldi. Biz Monarch Cork firması olarak, e ticaret ve sosyal medya yönetimine önem vermekteyiz. Sosyal medya aracılığı ile saniyeler içerisinde dünyanın öbür ucundaki bir insan benim ürünlerimi inceleyip satın alabilir. Biz, bir işletmenin en büyük pazarlama başarısının erişebildiği insan sayısı kadar olduğuna inanıyoruz. Mesela, binlerce kilometre uzaktaki insan benim markamı biliyorsa bu firmamızın başarısıdır. Özellikle, yeni girişimcilere tavsiyede bulunmamız gerekirse, yeni ticaret düzeninde artık e ticaret ve sosyal medya olmadan bir marka tutundurulması imkansız ve bu konuya çok önem verilmesi gereklidir. Ürününüz ne kadar mükemmel olursa olsun kimse bundan haberdar olmadıktan sonra bu ürünün satışa dönüşmesi çok zordur. İyi bir pazarlama, bir şirketin temel direğidir ve bu bağlamda pazarlama araçlarını bir fırsata çevirmeliyiz.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Türkiye’de yerli olarak yarattığımız bu marka ile ürünlerimizin tüm Dünyaya ihracatını sağlıyoruz. Tüm Dünyadan değişik talepler ve geri dönüşler almaktayız. Biz Monarch Cork firması olarak, ekolojik dengenin korunması gerektiğinin en büyük savunucusuyuz.

İlgili link: http://ilksesgazetesi.com/haberler/guncel/kendi-markasini-yaratti-57674?fbclid=IwAR2rcc_J2hwLx2cRIXckIuD3kuUFp9JcgIQXgc1Mm-lFmXjj5Jz6snAQeaI

Leave a Comment

0